Sokullu Mehmed Pasha Complex in Luleburgaz

hamam_FOTOTrakya bölgesinde Kırklareli vilayetine bağlı bir ilçe merkezi olan Lüleburgaz, Edirne -İstanbul karayolunun üzerinde yer alan işlek bir ticaret, sanayi ve tarım şehridir. Kuruluş tarihi İ.Ö. 4000 yıllarına kadar inen şehir sırayla Trak, Hun, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarına sahne olmuştur. Bizans döneminde bir Piskoposluk merkezi iken 1357 yılında Sultan I.Murat (1362-1389)tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bergule, Arkadiyapolis, Birgoz, Burgaz ve Cumhuriyet döneminde bol miktarda üretimi yapılan lüle taşından dolayı Lüleburgaz adını alan şehir esas gelişimini Türk döneminde gerçekleştirmiştir. XVI. yüzyılda devrin ünlü sadrazamı Sokullu Mehmed Paşa tarafından Mimar Sinan’a inşa ettirilen külliye ile büyük ve önemli bir şehir ve konaklama merkezi hüviyetini kazanmıştır. Cami, medrese, sübyan mektebi, arasta, kervansaray, imaret, çifte hamam, köprü, tuvaletler ve hazireden oluşan yaklaşık 40.000 m2.lik alanı içeren külliye düz bir alan üzerine kurulmuştur. İmareti tamamen, kervansarayının ise büyük bir kısmı günümüze ulaşmayan yapı topluluğunun diğer yapılarından cami – medrese – hazire – dua kubbesi gibi mekânlar halen çeşitli işlevlere cevap vermektedir. Çifte hamam ise hamamın soyunma- ılıklık-sıcaklık gibi kademeli geçilen bölümleri farklı mülkiyetlerde olduğundan hamam işlevini yürütememektedir. Ancak çevresindeki dükkânlar yapının orijinal plan şemasına ve dış-iç cephe özelliklerine büyük tahribat vermelerine rağmen halen ticaret işlevini sürdürmektedir. Aslında külliye İstanbul’un Avrupa yakasında başlayan ve Edirne-Sofya-Belgrat. üzerinden orta Avrupa içlerine kadar uzanan sefer, haç, kervan ve ulak sistemi için kullanılan önemli bir yol güzergâhının İstanbul –Edirne arasındaki ana konaklama ve  3 durak noktasında yer alır. Bu nedenledir ki; külliye çeşitli işlevlere aynı anda hizmet verecek yapıları içerecek şekilde planlanmıştır. Dini işleve hizmet veren cami, eğitim işlevli medrese ve sıbyan mektebi, sosyal amaçlı Çifte hamam ve imaret, ticaret yaşama yinelik çarşı ve kervansaray ile ulaşım dairesine cevap veren köprünün varlığı bu konuda bize bir fikir vermektedir. Ayrıca yapıların konum ve düzenlenişine göz atacak olursak külliyede ana yapının cami olmadığı, ticari işlevli kervansaray ve çarşısının ön planda tutulduğunu söyleyebiliriz. Külliyenin camisi kubbeli tek mekânlı plan şemasının bir çeşitlemesini yansıtır. Kuzeyindeki son cemaat mahalli, kuzeybatısındaki tek şerefeli minaresi ve güney yönündeki haziresi dikkat çekmektedir. Caminin kuzeyinde yer alan şadırvanlı revaklı avlu, medrese odaları tarafından U şeklinde çevrelenmekte dolayısıyla avlu iki farklı yapı tarafından ortak kullanılmaktadır. Caminin güneyinde külliyenin çevre duvarı içinde yer alan sıbyan mektebi yüksek bir alt zemin üzerinde yer alan kubbeli küçük bir mekândır. Cami ve medresenin ortak kullandığı avlunun kuzey cephesinde eksende açılan bir kapı ile çarşı bölümüne geçilir. Çarşı medresenin kuzey kanadına bitişik olup doğu batı doğrultusunda uzanan bir yolun iki yanına inşa edilen dükkanlardan oluşmaktadır. Külliyede çarşının kuzeyi kervansaraya ayrılmıştır. Kervansaraya giriş çarşıdan bir kapı ile sağlanmakta ve bu kapı avludan çarşıya açılan diğer kapı ile aynı eksende yer almaktadır. Böylece kapıların açıldığı kısımda bulunan kubbe üst örtüsü ile birlikte çarşı içinde bir vurgulama ve bağlıyıcılık söz konusu olmakta ve bu bölüm Dua Kubbesi adını almaktadır. Kervansarayın doğusunda bulunduğu kabul edilen imaretten ise geriye hiçbir iz kalmamıştır. İmaret ve çifte hamamın yıkılan külhan kısmını da içine alan parsel muhdes yapılarla doldurulmuştur. Medresenin doğusunda bulunan ve etrafı dükkânlarla çevrili Çifte Hamamtürünün güzel bir örneğidir. Külliyenin uzağında şehrin eski Edirne yolu çıkışında Lüleburgaz deresi üzerinde yer alan köprü ise bugün hala çevresine hizmet vermektedir. Sonuç olarak Lüleburgaz Sokullu Mehmed Paşa Külliyesi birçok açıdan özellik ve önem taşımaktadır. Konumu açısından dün olduğu gibi bugünde önemli bir yol güzergâhı üzerinde inşa edilmesi, devrin baş mimarının imzasını taşıması, önemli bir sadrazam tarafından yaptırılmış olması, yapı sayısının fazlalığı ve çeşitliliği külliyenin dikkat çeken hususlarıdır. Bu nitelikleriyle külliye, şehre, çevreye ve gelip geçene yaygın ve kapsamlı hizmet vermiş Osmanlı külliyeleri içinde seçkin bir yere sahip olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu ‘nda kuruluş yıllarından itibaren gerek tek yapılar, gerek külliye biçiminde olsun, mimarlık yapıtlarının devletin siyasal ve ekonomik canlılığı ile birlikte geliştiği görülür. Külliye tasarımları, bu değişimleri yansıtan önemli mimarlık örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekonomik refahın ve gelişmiş düzeye ulaşmış kültürel ortamın bir göstergesi olarak büyük programlı, düzenli bir plana sahip anıtsal boyutlarda külliye örnekleri ortaya çıkmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun Klasik Dönemini oluşturan 16.yüzyıl ise, siyasal, ekonomik ve kültürel alanlarda örgütlenmenin açıkça görüldüğü ve bunun etkilerinin mimaride de hissedildiği bir dönemdir. Lüleburgaz Sokullu Mehmed Paşa Külliyesi de bu dönemde inşa edilmiş örneklerden biridir.